16 Mayıs 2017 Salı

İNSANIN GEREKSİZLEŞMESİ, TEKNOLOJİ ve EKONOMİ

İnsanların gereksiz olacağı ve teknolojinin insanların yerine alacağı  ve insanların gereksiz olacağı iddiası yine gündeme geldi.  Noah Harari'nin  açıklamaları ve Endüstri 4.0 sunumları bu iddianın yine popüler olmasını sağladı. Yine diyorum çünkü bu çok eski bir iddiadır. Sanayi devrimin başından beri belki de daha eskidir. İnsanın geliştirdiği cihazlar ve makinelerin insanın yerine alacağı insanların sonuçta işsiz kalacağı gereksiz olacağı hep söylenip durmuştur.
Düşünsenize onlarca yük hayvanı ve yüzlerce işçinin yapabileceği işi beş on kişinin geliştirdiği makine daha iyi şekilde yapabiliyor. Traktör ve tarım makineleri  onlarca tarım işçisinin yaptığı işi yapıyor.  Bütün bu  çok istihdam sağlayan işleri makineler yapınca insanlara ne olacak?
Tarih bu sorunun cevabını yüzlerce kez vermiştir. İnsanlar yeni işler yaratmışlardır. Teknolojik gelişmelerinin en hızlı yaşandığı zamanlarda bırakın insanların işsiz kalmasını işçi bulamama sorunu baş göstermiştir.
Uzaya çıkmak için yarış yapıldığı, televizyon gibi devrimsel teknolojilerin hızla geliştiği 60 ve 70'lerde Avrupa'da firmalar ciddi çalışan bulma sıkıntısı yaşıyordu. Bu yüzden Almanya Türkiye'den işçi talep etmiştir. Benzer zamanda Japonya, ABD gibi büyük ekonomilerin neredeyse hepsinde çok düşük işsizlik oranı vardı. Sovyet blokunda da doğal olarak tam istihdam vardı.
Bilişim devrimin yaşandığı, teknolojinin ve internetin hızla geliştiği  90 lar ve 2000'de teknolojik gelişmeler yüzünden işsizlik ortaya çıkmamış hatta özellikle başta Çin ve Hindistan olmak üzere küresel çapta yüz milyonlarca insan  yeni sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışmaya başlamıştır.
Bunun aksine insanların gereksiz olduğu ve işsiz olarak ortalıklarda dolaştığı başka bir zaman vardır. 1929'da başlayan 1930'larda devam büyük buhran denilen ekonomik krizdir. Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. Sonuçta bu buhran 2. Dünya Savaşı'na sebep olmuştur.  
Farklı ekonomik krizlere de bakınca benzer sonuçlara ulaşılmaktadır. Kriz ve sonrasında işsizlik çok artmakta, insanlar kendilerini değersiz hissetmeye başlamaktadırlar.  En güncel olarak 2008 finansal krizinden sonra emlak ve bankacılık sektörü gerileyen İspanya ve Yunanistan gibi ülkelerde işsizlik %20'nin üstüne çıkmış. Daha vahim olarak gençlerdeki işsizlik veya düşük kalifikasyondaki işlerde çalışmak %50'nin üstüne çıkmıştır. Yüksek eğitim almış ama vasıf gerektirmeyen asgari ücretli işler haricinde iş bulamayan umutsuz gençlerin,   krizde işini kaybetmiş  uzun süredir iş görüşmesi için bile çağrılmamış,  tekrar iş bulma umudu kaybetmiş   milyonlarca 40 yaş ve üstünde insanların ülkeleri oldular. 
Kısaca teknolojinin hızla ve sürekli geliştiği 200 yılda teknoloji  yüzünden insan değersizleşmemiştir ve işsizlik artmamıştır. Bu iddia doğru olsaydı  sürekli artan bir işsizlik grafiği olurdu. Ama işsizlik grafiği inişli çıkışlıdır. Aksine iş kalitesindeki, insan haklarındaki ve değerindeki artış teknolojinin hızla geliştiği bu 200 yılda olmuştur.  İnsanı değersizleştiren şeyler her zaman ekonomik  krizler ve savaşlardır. Günümüzde insanın değersizleşeceğini, işe yarmayacağını iddia edenler ilk önce son 200 yılda hızla gelişen teknolojilerin neden insanı işsiz bırakmadığını ama bu sefer bırakacağını açıklamaları gerekmektedir. Fakat bu açıklamayı iddia sahiplerinden duymuyoruz. Aynı şekilde onların insanı asıl değersizleştiren ekonomik krizler ve savaşlardan bahsettiklerini de duymuyruz. 
O zaman tarihi gerçeklerden ve bilimsel yaklaşımdan, geçmişte çokça tartışılmış teknolojinin insanı gereksizleştireceği iddiası neden gündemdedir?
Benim aklıma gelen cevap; yaklaşan ekonomik krizdir. Küresel finans sistemi biraz bilenler mevcut yapının sürdürülemez olduğunu, 2008 krizinde küresel ekonomik yapının çökme tehlikesi yaşadığını ve 2008 krizini yaratan temel sorunların çözülmediğini hatta daha da büyüdüğünü bilmektedirler. 2008 krizi veya yaklaşan krizin ana sebebi yozlaşmış bankacılık sistemi ve onlara hizmet eden politikacılardır. Yeniden gündeme gelen insanın gereksizleşeceği iddiası amacı bence  yaklaşan ekonomik krizin yaratacağı büyük işsizliğin suçunu asıl sorumlular olan büyük sermayeciler veya politikacılar yerine teknolojiye atma çabasıdır. 

Endüstri 4.0, yapay zeka v.b gelişmelerin insanı gereksizleştireceğine inanmayın. İnsan yaratıcılığı yüz yıllardır aynı şekilde ilerliyor. Ortada yeni bir devrim veya kırılma da yok. Yeni ürünler ve yeni hizmetlerle yaşam kalitemiz artıyor, istidam yaratılıyor. Sürdülebilir enerji , yeşil teknolojiler, bilişimdeki gelişmeler başta olmak üzere nice teknolojik gelişmeler insanlığa çok güzel bir gelecek vaat ediyor. Asıl sorun mevcut ekonomik ve politik sistem. Bu sistem bir taraftan küresel bir ekonomik krize insanlığı götürürken, diğer taraftan küresel ısınma ve ekolojik çöküşe yol açıyor. Küresel finansal sistemin çökmesi veya yaşanacak ani küresel ısınmanın yol açacağı gelecek ise tam kıyamet senaryosudur. Bu kıyamet senaryolarını durdurmakta insanın en büyük yardımcısı da teknoloji olacaktır.