Lütfen bu yazıyı okumadan önce bu soruyu
cevaplayınız.
Yolsuzluk hakkındaki sorumun kolaylıkla
bulunabilecek doğru yanıtı yolsuzluğu onaylamaktır. Onaylama durumunda sadece
yolsuzluk yapan yönetici, denetçi ve yatırımcı değil aynı zamanda elektrik
hizmeti alan bölgedeki vatandaş ve üreticiler, ekonomisi büyüyen ve geliri
artan devlet ve bölge de kazançlı çıkmaktadır.
Her ne kadar sorunun yanıtı çok basit “onaylarım”
olsa da neredeyse hiç kimse kamuoyu önünde onaylayacaklarını söylemez. Yolsuzluk
her durumda yanlıştır ve sadece yolsuzluk yapan kişilere fayda sağlar gibi toplumdaki
egemen değer yargılarına ters düşen “yolsuzluğu onaylıyorum” cevabını vermektense
değer yargılarını savunma tepkisini verirler. İlk önce göz ardı etmeyi tercih
edip cevap vermezler. Soruyu küçümseyip, değersiz ve mantıksız bulup
tartışmamayı veya hiç olmamış gibi davranmayı tercih ederler.
Cevap verme gerekliliğini hissettiklerinde
onaylıyorum veya onaylamıyorum cevaplarından bir tanesini vermektense
verimlilik artırırım, alternatif enerji kullanırım gibi soruda belirtilmeyen
öneriler getirirler. Aslında yaptıkları onaylamıyorum yanıtı için bahaneler
üretmektir. Soruyu soran tartışmayı ilerletip öne sürülen önerilerin çözüm
olmayacağını senaryoda ufak değişikliler yapıp gösterirse, mesela alternatif
yatırım ile ilgilen şirket yok, verimlik artışı için halk desteği ve zaman yok
denilirse, cevap verenin tepkisi de değişir. En iyi savunma saldırıdır prensibi
ile davranmaya başlarlar. Soru soranın kişisel özelliklerine odaklanıp, niyetinin
kötü, bilgisinin yetersiz, ifade biçiminin saygısız, uzlaşılmaz biri olduğu
gibi suçlamalarla soruya cevap vermektense tartışmayı başka yöne çekmeye veya
tamamen bitirmeye çalışır.
Diğer bir saldırı yönetimi de soruyu tartışmadan
sonuca ulaşmaya ve sonucu tartışmaya çalışmaktır. "O zaman yolsuzluk iyi
mi demek istiyorsunuz? Bırakalım yolsuzluk serbest mi olsun? Herkes yolsuzluk
mu yapsın?" Bu tavrın amacı tartışmak değil soruyu soranın saçmalayan,
görüşleri dikkatte alınmaması gereken biri olduğu göstermeye çalışmaktır. Bu
saldırılar yüzünden özellikle toplumun hassas olduğu değer yargılarına aykırı
konuları kamuoyu önünde tartışmak çok zordur. Ortam gerilir. Ortamı germek ve tartışmayı
imkansız hale getirmek, cevap veremeyenlerin yapmak istedikleridir. Böylelikle
hatalı olan değer yargılarına inanmaya ve diğer insanları da inandırmaya devam
edebilirler.
Daha az sayıda ve daha açık yürekli
insanlar sorudaki koşullar altında dahi onaylamayacaklarını söylerler.
Onaylamamak hatalı tercihtir. Çünkü biraz üzerinde düşünüldüğünde onaylamamanın
açıkça yolsuzluğu daha da arttıracağı anlaşılır. Yolsuzluğu yanlış bulan
insanlar toplumun talebi olmasına rağmen her koşulda kendilerini feda ederek
yolsuzluk yapmayı ret ediyorlarsa, sahip oldukları iktidarı yolsuzluk yapan
rakiplerine bırakacaklardır. Siz iktidarda olsanız, toplumun faydasını
düşünerek ve kendinize de zarar vermeden rahatlıkla engelleyebileceğiniz gelecekteki
yolsuzluklar dahi artık rakibiniz iktidara sahip olduğundan devam edecektir.
Özellikle rakibiniz sizden çok daha popülerse ve iktidarını sağlam görüyorsa oy
kaybetmeyi dahi göze alarak büyük yolsuzluklar yapmayı dahi göze alabilir. Ayrıca rakibiniz sizin her durumda yolsuzluğa
karşı olduğunuzu ve nasıl davranacağınızı bilmesi sizin için büyük dezavantajdır.
Rakibiniz size rahatlıkla tuzaklar
kurabilir ve iktidarda kalıcı olmamanız sağlayabilir. Bu yüzden rakibini ve
koşullarını dikkate almadan her durumda yolsuzluğu onaylamamak, kaybetmesi
kaçınılmaz bir stratejidir.
Bu soruda vurgulanmak istenen hayatın siyah
beyaz, doğru yanlış gibi keskin çizgilerle ayrılamayacağı ve birçok çelişkiyi
içinde barındırdığıdır. Tabii ki yolsuzluk temelde yanlıştır ve olmaması
gerekir. Fakat bu soru yolsuzluk yapmanın avantaj sağladığı, yolsuzluğu
mantıklı kılan koşullar olabileceğini ve tamamen yolsuzluk karşıtı bir davranışın
daha da fazla yolsuzluk yaratabileceğini göstermektedir. Yolsuzluğa karşı olsak
dahi yolsuzluk yapmak bazen tercih edilmelidir. İnsanın kendi ideallerinin
aksine hareket etmesi hayatın karmaşıklığının bir parçasıdır.
Diğer insanları değerlendirirken de o
insanların içinde bulundukları koşullar ve rakipleri incelenmelidir. Sadece sonuçlara, örnek olarak yolsuzluğa
onay verip santrale yaptırmasına, bakarak değerlendirmek hatalı yargılara neden
olabilir. Aslında toplumu düşünen birinin kişisel çıkar peşinde koştuğu veya
tam tersi sadece kendi çıkarını düşünen birinin toplumun faydasını düşündüğü
zannedilebilir.
Bu basit soruya karşı insanların verdikleri
tepkiler de insanların büyük çoğunluğunun bu karmaşıklığı ve çelişkiyi
anlamadığını, detaylara inmektense yüzeysel düşündüklerini ve aşıra basite
indirgenmiş değer yargılarına sahip olduklarını gösterir. Bu değer yargıları o kadar güçlüdür ki, hatalı
oldukları rahatlıkla anlaşılabileceği durumlarda dahi insanoğlu onlardan vazgeçmez.
İnsanoğlunun bu özelliği yolsuzluk gibi karmaşık ve zor olan sorunların
çözülmesini daha da zorlaştır.
Bu sorudan yola çıkarak yapılabilecek daha çok
tartışma vardır. İlerleyen yazılarda devam edeceğim.



