Makul fiyatla satın alınabilecek, tam elektrikli Tesla Model 3'ün ilk üretimleri sevk edilmeye başlandı. Şimdilik sadece 30 adet. Sıfır reklam kampanyası olmasına rağmen yarım milyonun üzerinde rezervasyon alındığı düşünüldüğünde düşük bir adet. Ama Tesla'nın kurucularından Elon Musk 2018 sonuna kadar hepsini üretecekleri iddia edecek kadar kendine güveniyor. Fakat geçmiş Tesla sevkiyat vaatleri ve gerçekler düşünüldüğünde gecikmelerin olacağı kesin gibi. Yine de üretim sorunu Tesla'yı ve otomobil dünyasının geleceğini çok etkilemeyecektir. Çünkü hiçbir diğer otomobil üreticisi değil 2018, 2020 yılına kadar bile 500 bin adet elektrikli otomobil satma gerçekçi hedefi ve buna uygun yatırımları yok. Kısaca Tesla gecikse bile hala açık ara elektrikli araçlarda lider ve sektöre yön veren olarak kalmaya devam edecektir.
Peki Tesla'nın liderlik ettiği elektrikli araçların geleceği nasıl?
Model 3 Tesla'nın geniş halk kesimlerine satmayı düşündüğü bir araç ama Model 3 ucuz bir araç değil. ABD'deki en düşük paketli satış fiyatı 35.000 USD olan Model 3, BMW 3 serisi fiyatlarında yani premium D sınıfı bir araçtır. Boyutlar, iç hacim, performans, güvenlik, konfor, teknolojik unsurlar vb. düşünüldüğünde model 3 rahatlıkla 3 serisi ile rekabet edebilecek hatta onlardan üstün seviyededir.
Buradaki asıl sorun BMW 3 ve o fiyat segmentindeki araçların sektördeki en çok satış yapılan araçlar olmaması. Toyota Corolla, WV Golf ve Jetta gibi C sınıfı araçlar on yıllardır en çok satılan otomobiller ve şu anki fiyatlandırma ile neredeyse Model 3'ün yarı fiyatındalar.
Bu fiyatların vergi teşviki olmadan ilk satın alma fiyatları olduğunu unutmamak gerek. Bir çok ülkedeki vergi teşfikleri ile model 3 premium D sınıfı araçlardan daha ucuz olacaktır. Yine de bir C sınıfı araç fiyatında olması pek olası değil.
Elektrikli araçların kullanımın sürecindeki düşük maliyetleri düşünüldüğünde model 3 C sınıfı araçlarla rekabet edebilecek seviyeye gelecektir. En önemli maliyet tabii ki yakıt, yakıt olarak elektriğin maliyeti benzin veya dizelin çok altında; 1/3 hatta daha azı. Ayrıca elektrikli araçlar çok daha düşük bakım maliyeti olan araçlardır. Elektrik motoru, içten yanmalı motorlara göre çok daha dayanıklı ve neredeyse hiç bakım istemez. Yağ, yakıt filitresi, biju değiştirmek gerekmez. Ayrıca elektrikli araçlarda çok güçlü motor freni olduğunda günlük kullanımda araç frenleri daha az kullanılır bu da frenlerin daha uzun ömürlü olmasını sağlar. Eektrikli araçların yıllık bakım maliyeti normal araçların yarı maliyetinden aza gelecektir. Türkiye'de iki yıldır Tesla Model S'i hava filitresi değişimi hariç hiç bakım yaptırmadan rahatlıkla kullananlar var.
Maliyetler konusundaki diğer bir önemli nokta ise olası yenilikler ve teknolojik gelişmelerdir. Bugün kullandığımız dizel veya benzinli araçlar onlarca yıldır sürekli geliştirilmiş, her türlü maliyet düşürücü unsurlar uygulanmış araçlardır. Bu araçlarda maliyet düşürücü veya performans artırıcı devrimsel bir gelişme olması pek olası değildir. Zaten son on yıldaki gelişmelere bakarsanız, araç içi elektroniği ve şanzıman sistemleri hariç önemli bir gelişme olmadığını, benzer performans ve maliyetlerde araçlar üretildiğini görebilirsiniz. Elektrikli araçlar için ise durum farklıdır.
Elektrikli araçların üretimi şimdilik daha maliyetli olsa da aslında üretimi daha basit araçlardır. Elektrik motoru, içten yanmalı motorlar göre daha basit yapıya sahiptir. Elektrik motoru oldukça eskidir neredeyse 200 yaşındadır. Bu süre içerisinde çok geliştirilmiş ve bugün yüksek performanslı, çok verimli, dayanıklı ve ucuz üretilecek şekle getirilmiştir. Elektrik motorun bu üstünlüğü sayesinde birkaç yıllık otomobil firması olan Tesla dünyanın en hızlı seri üretim otomobili olan Model S'i üretebilmiştir. 0'dan 100km/s hıza 2,4sn'de çıkabilmesiyle Porsche veya Ferrari gibi spor araç üreticileri dahil bütün üreticilerin seri üretim modellerinin hepsinden daha hızlıdır.
Elektrikli araçların üretimi maliyetini arttıran ve kullanım ömrünü azaltan temel etken pildir. Pillerin hem kendileri maliyetlidir. Hem de yüksek ağırlıkları ve hacimleri yüzünden aracın üretimindeki diğer maliyetleri de arttırmaktadırlar. Pil teknolojileri sürekli gelişmekte olan bir teknolojidir. Günümüzde otomobiller için gerekli çok yüksek hacimde ve ucuz pil üretimi gerçekleştirecek fabrikalar henüz yoktur. İlk olarak Tesla GigaFactory dediği devasa fabrikasını kurmaktadır. Bu devasa fabrikalar kuruldukça pil üretim maliyetleri kesinlikle düşecektir. Pillerdeki enerji verimliliği, yoğunluğu ve dayanıklılığı da paralelde artarsa ki sürekli artıyor otomobillerdeki pil maliyetlerinde büyük azalma görebiliriz. Bu da elektrikli araçları sadece kullanım boyunca değil ilk satın almada da daha ekonomik olmasını sağlayacaktır.
Elektrikli araçların geleceğin araçları olacağı açıktır. Bu yüzden de bir çok ülke 20 -30 yıl içerisinde içten yanmalı motorlu otomobillerin satılmasını yasaklamayı planlıyor hatta ilgili yasaları çıkardılar bile. Bu 20 yıl içerisinde elektrikli araçları ilgilendiren bence asıl problem elektrikli araçların kendisi veya üretimi ile ilgili değil dünyadaki elektrik altyapısı ile ilgilidir.
Günümüzde Tesla'nın kurduğu süper hızlı şarj istasyonlarında en hızlı şekilde bir araç ancak 30 dakika makul mesafe için yeterli enerjiyi alabiliyor. Bu süre istasyondaki yoğunluk durumunda daha da artıyor. En önemlisi ise süper hızlı şarj istasyonlarının sayısının az olmasıdır. Bu yüzden çoğu elektrikli araç sahibi araçlarını daha yavaş şekilde evinde veya park yerlerindedeki şarj istasyonlarında şarj ediyor. Bu şekilde şarj süresi birkaç saati bulabiliyor hata normal şebeke elektriği kullanılırsa 1 günü dahi bulabiliyor. Avrupa ve ABD'de evinde şarj cihazı ve yakınlarında süper şarj istasyonları olanlar için uzun şarj süresi ciddi bir sorun oluşturmamaktadır. Bir çok Tesla kullanıcısı şarj konusunda çekindiklerinden daha az sorun yaşadıklarını ve memnun oldukları söylemektedirler. Şarj konusunun zaman içerisinde daha da gelişeceğini ön görebiliriz.
Elektrikli araçların şarj konusundaki en büyük sorun nüfus yoğunluğu yüksek yerler ve gelişmekte olan ülkelerdir. Bugün satılan otomobillerin büyük çoğunluğu artık bu yerlerde ve ülkelerde satılmaktadır. ABD veya Avrupa'da biri müstakil bir eve veya garaj sahip olup ve aracını burada ufak bir yatırımla rahatlıkla şarj edebilir. Ama Çin'de, Hindistan'da, İstanbul'da veya benzeri şehir ve ülkelerde otomobil için müstakil bir garaj bulmak bir aracın maliyetinin bile üstündedir. Bu durumda araç sahibinin kendi çabasıyla şarj sorununu çözmesi çok zordur. Sadece belli yerlerdeki şarj istasyonlarına bağlı kalmak da bu kullanıcı için pratik bir çözüm olmayabilir. Kısaca evlerde veya evinize yakın araç park yerlerinde yeterli şarj istasyonu olmadığı müddetçe elektrikli araçlar bütün halk kesimleri için tercih edilen çözüm olamaz daha ekonomik ve üstün teknoloji olsalar dahi.
Diğer bir sorun da özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki elektrik altyapısının elektrikli araçların talebini karşılayacak seviyede olmamasıdır. Bir çok ülkede mevcut altyapı mevcut talebi bile karşılayamıyor. Elektrikli araçların yaratacağı ek talep için devletlerin ciddi yatırımlar yapmaları gereklidir. Bugüne kadar devletlerin yatırım hızının özellikle Tesla'nın elektrikli araç yatırım ve geliştirme hızın çok arkasında kaldığı bir gerçektir. Mesela Tesla Türkiye'de süper şarj istasyonu kurmak için izin almak da bile zorlanmaktadır. Gelecekte elektrikli araçlara altyapı kaldırmadığı için yaygınlaştırmamak bir ülke için büyük bir kayıp olacaktır.
Elektrikli araçların şarj sorunu ve altyapı ihtiyacı için teknolojik gelişmelerin sunduğu çözümler de var. Yenilenebilir enerji üretimin özellikle güneş ve rüzgar enerjisi hızla gelişiyor. Bugün güneşten elektrik elde etmek nükleerden daha ucuz bir çok durumda kömür veya doğalgazdan bile daha ucuz oluyor. Elektrikli araçlar yenilenebilir enerji üretimi ile çok uyumlu çalışabiliyorlar. Eviniz, iş yerininiz veya evrenizdeki bir güneş paneli veya rüzgar santralinin ürettiği fazla elektrik, araçları şarj etmek için kullanılabilir. Elektrikli araçlar pil görevi üstlenebilir.
Asıl şarj sorunu çözebilecek ve devrimsel değişime yol açacak teknoloji ise otonom sürüştür. Bugün başta Tesla olmak üzere bir çok otomobil üreticisi kendi kendini kullanabilen araçlar geliştirmektedir. Şu anki teknolojinin ulaştığı seviye bile daha birkaç yıl öncesinde inanılamayacak seviyededir. Tam otonom sürüş olduğunda araç sadece sizi bir yerden bir yere götürmeyecektir. Araç kendisi de siz olmadan bir yere gidebilecektir. Bu teknoloji geliştiğine sizi evinizden alıp işinize bırakmış araç şarj olmak için başka bir yere gidebilir. Şarj olduktan sonra sizi olduğunuz yerden alıp başka bir yere götürebilir. Bunu günün her saati gece de yapabilir. Bu durumda sizin evinizde veya yakınınızda şarj istasyonu olmasa dahi aracınız şarj sorunu yaşamaz.
Otonom sürüşün asıl yaratacağı büyük devrim ise kişisel araç satın almayı tamamen gereksiz bırakabileceğidir. Siz bir yerden bir başka yere kendiliğinden götüren araç artık aslında bir taksidir. Sizin ihtiyacınız olmadığı zamanlarda da bu otonom araç, başkalarının araç ihtiyacını karşılayabilir. Normalde bir kullanıcının yılda 10.000 - 20.000 arası km yol yaptığını ama bir taksinin 100.000 ve üzeri yapabildiği düşünüldüğünde sürekli birilerine hizmet eden bir otonom aracın ilk satın alma bedeli km başına 5'te hatta 10'da birine düşebilir. Bu büyük maliyet azalması bir otomobil almaktansa büyük otonom elektrikli araç taksi filoların gelişmesine yol açacaktır. Bir taksinin en büyük maliyeti olan taksi sürücüsü artık olmayacak. Aynı zamanda diğer iki önemli maliyet olan yakıt ve bakım da çok daha düşük olacak. Normal bir otomobil sahibi de artık, araç parkı, şarjı, sigortası, bakımı vb. işlerle uğraşmayacak, ulaşım ihtiyacı olduğunda kısa veya uzun mesafe fark etmeksizin araç çağırıp kullanacaktır. Hepsi merkezi bir sisteme internetten bağlı olacak büyük elektrik araç filoları elektrik altyapı ve yönetimini büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Kolaylıkla yazılabilecek optimizasyon programlarıyla elektrik üretimi ile elektrikli araçların talebi dengelenip, elektrik altyapısına çok daha az yük bindirecek şekilde çok daha ucuza enerji üretimi olacaktır.
Yenilenebilir elektrik enerji üretimi ve otonom elektrikli araçlar, ve optimizasyon sayesinde ülkeler petrol ve doğalgaza bağımlılığından kurtulup tamamen kendilerine yeter hale gelebilirler. Bunun sadece ulaşım ve enerji sektöründe değil Dünya ekonomisi ve siyasetinde de büyük değişimlere yol açacağı kesindir. Dünya'nın en karlı şirketleri ve en zengin kişileri artık bu az sayıdaki fosil yakıt kaynaklara sahip kişiler, şirketler ve ülkeler değil teknoloji geliştiren ve teknolojiyi üretenler olacaktır. Bugün Tesla'nın kendisinden onlarca kat daha fazla otomobil üreten otomobil şirketlerinden daha değerli olmasının sebebi daha başlangıcında olduğumuz devrimsel değişim sürecidir.
Diğer taraftan bu devrim sadece fosil yakıt kaynaklarına sahip kişi ve ülkeleri değil bu teknolojik devrime ayak uyduramayacak her ülkeyi zorlayacaktır. Elektrikli araçlar yaygınlaşıp petrol talebi düşünce petrol fiyatları da düşecektir. Bu düşüş kendi elektrik altyapısını ve yollarını geliştirmeyen ülkelere geçici bir rahatlama sağlasa da otonom elektrikli araçların bir ülkeye yakıt maliyeti haricinde çok daha büyük katkıları olacaktır. Düşünsenize hem elektrikli araçların hem de elektriğin çok ucuzladığı, ulaşım maliyetinin çok düştüğü bir Dünya'da yeni bir boyut gelişir. Çünkü ulaşım sadece insan taşımacılığı değil karasal yük taşımacılığıdır da ve elektrikli otonom araçlar yük taşımacılığında da devrime neden olacaktır. Taşımacılık sadece süper ucuz mal olmayacak ayrıca 365gün, 24 saat aktif ve muhtemelen çok daha hızlı olacaktır. Ulaştırma ve taşımacılıktaki bu büyük gelişmeler günümüzün üretim satış ve tedarik zincirleri sistemlerini değiştirecek ve bir çeşit sanayi devrimi yaratacaktır. Online ticaretin egemen olduğu, yiyecek dahil her türlü ihtiyacın evinize kadar üreticiden hızla geldiği, yerel market, eczane gibi stok tutan yerlerin önemini kaybettiği bir ticaret ve üretim sistemi. Bu yeni sistemde verim artacak, kayıplar çokça azalacak yeni bir toplum ve üretim düzeni gelişecektir.
Ulaşımının ucuzlayıp, otonomlaşıp, hızlanmasının neleri nasıl değiştirebileceğini tam öngörmek mümkün değil özellikle paralelde çok hızlı ilerleyen diğer teknolojik gelişmelerle olduğu düşünüldüğünde. Fakat Tesla Model 3'ün bu devrimsel dönüşümde önemli bir adım olduğu bir gerçektir.