Düşünsenize
onlarca yük hayvanı ve yüzlerce işçinin yapabileceği işi beş on kişinin
geliştirdiği makine daha iyi şekilde yapabiliyor. Traktör ve tarım makineleri onlarca tarım işçisinin yaptığı işi yapıyor. Bütün bu çok istihdam sağlayan işleri makineler
yapınca insanlara ne olacak?
Tarih bu
sorunun cevabını yüzlerce kez vermiştir. İnsanlar yeni işler yaratmışlardır.
Teknolojik gelişmelerinin en hızlı yaşandığı zamanlarda bırakın insanların
işsiz kalmasını işçi bulamama sorunu baş göstermiştir.
Uzaya çıkmak için yarış yapıldığı, televizyon gibi devrimsel teknolojilerin hızla geliştiği 60 ve 70'lerde Avrupa'da firmalar ciddi çalışan bulma sıkıntısı yaşıyordu. Bu yüzden Almanya Türkiye'den işçi talep etmiştir. Benzer zamanda Japonya, ABD gibi
büyük ekonomilerin neredeyse hepsinde çok düşük işsizlik oranı vardı. Sovyet blokunda da doğal olarak
tam istihdam vardı.
Bilişim devrimin yaşandığı, teknolojinin ve internetin hızla geliştiği 90 lar ve 2000'de teknolojik gelişmeler
yüzünden işsizlik ortaya çıkmamış hatta özellikle başta Çin ve Hindistan olmak
üzere küresel çapta yüz milyonlarca insan
yeni sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışmaya başlamıştır.
Bunun
aksine insanların gereksiz olduğu ve işsiz olarak ortalıklarda dolaştığı başka
bir zaman vardır. 1929'da başlayan 1930'larda devam büyük buhran denilen
ekonomik krizdir. Bunalım dünyada 50 milyon
insanın işsiz kalmasına, yeryüzündeki toplam üretimin %42 oranında ve
dünya ticaretinin de %65 oranında azalmasına neden olmuştur. Sonuçta bu buhran 2. Dünya Savaşı'na sebep olmuştur.
Farklı
ekonomik krizlere de bakınca benzer sonuçlara ulaşılmaktadır. Kriz ve sonrasında işsizlik çok artmakta, insanlar kendilerini değersiz hissetmeye başlamaktadırlar. En güncel olarak 2008 finansal
krizinden sonra emlak ve bankacılık sektörü gerileyen İspanya ve Yunanistan
gibi ülkelerde işsizlik %20'nin üstüne çıkmış. Daha vahim olarak gençlerdeki
işsizlik veya düşük kalifikasyondaki işlerde çalışmak %50'nin üstüne
çıkmıştır. Yüksek eğitim almış ama vasıf gerektirmeyen asgari ücretli işler haricinde iş bulamayan umutsuz gençlerin, krizde işini kaybetmiş uzun süredir iş görüşmesi için bile çağrılmamış, tekrar iş bulma umudu kaybetmiş milyonlarca 40 yaş ve üstünde insanların ülkeleri oldular.
Kısaca
teknolojinin hızla ve sürekli geliştiği 200 yılda teknoloji yüzünden insan değersizleşmemiştir ve işsizlik artmamıştır. Bu iddia doğru olsaydı sürekli artan bir işsizlik grafiği olurdu. Ama işsizlik grafiği inişli çıkışlıdır. Aksine iş kalitesindeki, insan haklarındaki ve değerindeki artış teknolojinin hızla geliştiği bu 200 yılda olmuştur. İnsanı değersizleştiren şeyler her zaman
ekonomik krizler ve savaşlardır.
Günümüzde insanın değersizleşeceğini, işe yarmayacağını iddia edenler ilk
önce son 200 yılda hızla gelişen teknolojilerin neden insanı işsiz
bırakmadığını ama bu sefer bırakacağını açıklamaları
gerekmektedir. Fakat bu açıklamayı iddia sahiplerinden duymuyoruz. Aynı şekilde onların insanı asıl değersizleştiren ekonomik krizler ve savaşlardan bahsettiklerini de duymuyruz.
O
zaman tarihi gerçeklerden ve bilimsel yaklaşımdan, geçmişte çokça
tartışılmış teknolojinin insanı gereksizleştireceği iddiası neden gündemdedir?
Benim aklıma gelen cevap; yaklaşan ekonomik krizdir. Küresel finans sistemi biraz
bilenler mevcut yapının sürdürülemez olduğunu, 2008 krizinde küresel ekonomik
yapının çökme tehlikesi yaşadığını ve 2008 krizini yaratan temel sorunların çözülmediğini hatta daha da büyüdüğünü
bilmektedirler. 2008 krizi veya yaklaşan krizin ana sebebi yozlaşmış bankacılık sistemi
ve onlara hizmet eden politikacılardır. Yeniden gündeme gelen insanın gereksizleşeceği
iddiası amacı bence yaklaşan ekonomik
krizin yaratacağı büyük işsizliğin suçunu asıl sorumlular olan büyük
sermayeciler veya politikacılar yerine teknolojiye atma çabasıdır.
Endüstri
4.0, yapay zeka v.b gelişmelerin insanı gereksizleştireceğine inanmayın. İnsan
yaratıcılığı yüz yıllardır aynı şekilde ilerliyor. Ortada yeni bir devrim veya
kırılma da yok. Yeni ürünler ve yeni hizmetlerle yaşam kalitemiz artıyor,
istidam yaratılıyor. Sürdülebilir enerji , yeşil teknolojiler, bilişimdeki
gelişmeler başta olmak üzere nice teknolojik gelişmeler insanlığa çok güzel bir
gelecek vaat ediyor. Asıl sorun mevcut ekonomik ve politik sistem. Bu sistem
bir taraftan küresel bir ekonomik krize insanlığı götürürken, diğer
taraftan küresel ısınma ve ekolojik çöküşe yol açıyor.
Küresel finansal sistemin çökmesi veya yaşanacak ani küresel ısınmanın yol
açacağı gelecek ise tam kıyamet senaryosudur. Bu kıyamet senaryolarını
durdurmakta insanın en büyük yardımcısı da teknoloji olacaktır.
Cogu dediklerine katilsam da bu sefer biraz daha acisi hissedilecek gibi cunku bu sefer mevzu makinelesme degil, mevzu insandan daha verimli bir turun ortaya cikmasi sebebiyle sadece yaraticilik gerektiren islerin insanlarda kalacak olmasi. Ai kesinlikle insandan kat kat daha verimli calisacaktir ama yaratici olabilir mi sorusu havada. Belki ilk versiyonlar olmayacaktir ama 200-300 yil sonrakiler belki bizden daha yaratici olduklari zaman insan turu dogal seleksiyonla yavas yavas ortadan kalkacaktir, normal olarak evrimi durduramayiz ve durdurmamaliyiz zaten :) Bu kosullar altinda en iyi yatirimin egitim oldugunu dusunuyorum cunku alt kademe isler kesinlikle yavas yavas yapay zekaya devredilecekler. Tabiiki daha baska isler yaratilacaktir ama ona gore kendimizi hazirlasak iyi olabilir.
YanıtlaSil